Turkişi Blush

İçki / İçecek

Türkiye dediğimiz ülkenin şarapla tanışması 3bin yıl önceye dayanmasına rağmen, şarap merakımız pek o kadar eski değil. Hatta hiç eski değil. O eski meyhane kadehlerine şu an burun kıvırmaktayız ama 90’lı yılların sonuna kadar hatta 2000 bile buna dahil bu bardaklar heryerdeydi. İşletmeci için iyiydi çünkü ister su ister meşrubat istersenizde şarap bile bu bardakta servis edilirdi.

Bununla birlikte başka bir konu ise hem yabancı üzümlerin ekimi çok yaygın değildi hemde üretici üzümün sapını bile artık neredeyse şişelere dahil etmek istiyordu. Rekoltesi olmayan birçok üzümün karıştırıldığı kupajlar. Kaliteli sirke diye satılsa başarılı olunacak şaraplar… Tabi aralarında iyi şaraplarda çıkıyordu ama bugünkü kadar iyi değildi. Şu an resmen rönesans dönemini yaşıyoruz desek yeridir.

Şunuda kabul etmek lazımdır ki, o dönem olmasaydı bu dönem asla olamazdı. Bunları bir kenara bırakalım ve Türk şarapsever ile blushtan bahsedelim.

Blush klasik şarapçılığın bir ürünü olmamakla birlikte rengi rose şarapla benzerlik gösteriyor. Ama tamamen farklı şeyler. Her blush bir rozedir ama her roze bir blush değildir. Roze; kırmızı şarap üzümlerinin yeteri kadar renk aldıktan sonra beyaz gibi işlenmesinden elde edilir. Blush ise iki tipte üzümün karıştırılmasından direkt olarak presslenmesiyle ortaya çıkar. Türk üzümlerden Çalkarası, yabancı üzümlerde ise Pinot Grigio blush yapımında sıkça kullanılan üzüm tipleridir.

Peki bu yazının amacı neydi ? -Kısa bilgi.

Burdan sonra yazıcaklarım kesinlikle bir eleştiri veya tepeden bakmak değildir.

Beyaz Türkler, blush’ı eğlence sektörüne çok değişik bir biçimde soktular. Geniş şarap kadehlerinde buzlu bir şekilde servis ediliyor. Şarap ve suyu karıştırmak tabiki de şarap kültürüne çok ters birşey. Bir Bordeaux’lu bağcı sizi o şekilde görürse emin olun gider bağını ateşe verir. (İtalyan Ferrarinin, Türk asıllı Alman’ın 360 Modenaya tüp taktığını duyduktan sonra parasını ödeyip geri alması gibi.)

Ama şu da varki sıcak yaz günlerinde kadehlerin hemen ısınması ve yüksek asit oranıyla bu şarapların içilemez hale gelmesi heralde içenleri böyle bir sunuma itmiş. Hem uzun süre soğuk kalıyor, hem de güneşin altında şarap içiyorsunuz.

Şunuda eklemekte yarar var İspanyollarda şarapla sodayı karıştırıp tinto de verano’yu yaratmış bir millettir.

Amaç şarap içip keyif almaksa, gerisi teferruattır.

Zaten piyasada çok farklı blushlar yok ama Kayra’nın Leona Blush markanın diğer yetersiz şaraplarının arasından sıyrılarak rakip blushların önüne geçiyor.

Reklamlar

Katalan Tipi Sangria & Tinto de Verano

İçki / İçecek

Emin olun 7 ay Barselonada kalmanın şarap kültürüne kattığı en önemli iki şey; iyi bir sangria ve Tinto de Verano.

Tinto de Verano çok çok kolay. Bir bardak kırmızı şarap içine akmina benzeri (Kızılay gibi mide delen cins olmayan) sodayı karıştırıp. İçine 3-4 adet büyük küp buz ve bir ince dilim limon atıyoruz. Ve büyük geniş şarap kadehinde servis ediyoruz.

Sangria ise biraz daha komplike. Ama sonuç yukardakinden bir tık daha iyi.

2 şise Kavaklıdere Dikmen tipi litrelik şarap alıp (şarap demeye bin sahit gerek) içine 10 cl yi geçmicek kadar rom, 10 cl yi geçmicek kadar portakal likoru veya triple sec 10 cl portakal suyu(kutu olur) 7 çk toz şeker ekleyip karıştırınız.

Daha yoğun aroma isterseniz 2 adet tarçın çubuğu, karanfil ve limon dilimleri atabilirsiniz.

Yok ben böyle istiyorum derseniz öyle ya da böyle şekerlerin fermantasyonu için  3-4 saat buzdolabına koyun.

***Bu sırada içine atıcağınız elma, armut, dilediğiniz turunçgil, şeftali veya dilediğiniz kırmızıgilleri küçük küpler halinde keserek hazırlayabilirisiniz.