The Perfect Lynchburg Lemonade

İçki / İçecek

Tarif bardağın üzerinde yazıyor ama acaba kaç kişi yapabiliyor? Unutmayın eğer bir içkiyi çok seviyor ve tercih ettiğiniz barmen kadar iyi yapamıyorsanız, bar ortamında onu yaparken izleyin ve ufak notları aklınızda tutun.

Şimdi alın bir lynchburg bardağı ve içine 4-5 küçük küp lime limonu ekleyin.

Yazıların başladığı alttan birinci satıra kadar Jack Daniel’s ekleyin. Ve aynı paragrafın üstüne kadar cointreau veya başka bir triple sec ekleyin. Alkol buraya kadar.

Bardağın tümüne buz ekleyin. Ağzına kadar dolsun.

Burdan sonrası size kalmış. Eğer bir parti veriyorsunuz ve seri üretime geçtiyseniz, sweet & sour mix‘iniz bitecektir. Bunun için Uludağ Limonata kullanabilirsiniz. Bu hem ekşi tadı hemde şekerli tadı vericektir. Ama tabi benim tavsiyem sweet & sour mix kullanmanızdır.

Herhangi birisini iki parmak kalıcak kadar doldurup üstüne sprite ekleyin.

Ve siyah kalın pipetler ile karıştırarak servis edin.

Bardak budur. Genellikle marketlerde bir Jack alana bardak hediye veriliyor. Tarifte bardağın arkasında mevcut.

Reklamlar

Turkişi Blush

İçki / İçecek

Türkiye dediğimiz ülkenin şarapla tanışması 3bin yıl önceye dayanmasına rağmen, şarap merakımız pek o kadar eski değil. Hatta hiç eski değil. O eski meyhane kadehlerine şu an burun kıvırmaktayız ama 90’lı yılların sonuna kadar hatta 2000 bile buna dahil bu bardaklar heryerdeydi. İşletmeci için iyiydi çünkü ister su ister meşrubat istersenizde şarap bile bu bardakta servis edilirdi.

Bununla birlikte başka bir konu ise hem yabancı üzümlerin ekimi çok yaygın değildi hemde üretici üzümün sapını bile artık neredeyse şişelere dahil etmek istiyordu. Rekoltesi olmayan birçok üzümün karıştırıldığı kupajlar. Kaliteli sirke diye satılsa başarılı olunacak şaraplar… Tabi aralarında iyi şaraplarda çıkıyordu ama bugünkü kadar iyi değildi. Şu an resmen rönesans dönemini yaşıyoruz desek yeridir.

Şunuda kabul etmek lazımdır ki, o dönem olmasaydı bu dönem asla olamazdı. Bunları bir kenara bırakalım ve Türk şarapsever ile blushtan bahsedelim.

Blush klasik şarapçılığın bir ürünü olmamakla birlikte rengi rose şarapla benzerlik gösteriyor. Ama tamamen farklı şeyler. Her blush bir rozedir ama her roze bir blush değildir. Roze; kırmızı şarap üzümlerinin yeteri kadar renk aldıktan sonra beyaz gibi işlenmesinden elde edilir. Blush ise iki tipte üzümün karıştırılmasından direkt olarak presslenmesiyle ortaya çıkar. Türk üzümlerden Çalkarası, yabancı üzümlerde ise Pinot Grigio blush yapımında sıkça kullanılan üzüm tipleridir.

Peki bu yazının amacı neydi ? -Kısa bilgi.

Burdan sonra yazıcaklarım kesinlikle bir eleştiri veya tepeden bakmak değildir.

Beyaz Türkler, blush’ı eğlence sektörüne çok değişik bir biçimde soktular. Geniş şarap kadehlerinde buzlu bir şekilde servis ediliyor. Şarap ve suyu karıştırmak tabiki de şarap kültürüne çok ters birşey. Bir Bordeaux’lu bağcı sizi o şekilde görürse emin olun gider bağını ateşe verir. (İtalyan Ferrarinin, Türk asıllı Alman’ın 360 Modenaya tüp taktığını duyduktan sonra parasını ödeyip geri alması gibi.)

Ama şu da varki sıcak yaz günlerinde kadehlerin hemen ısınması ve yüksek asit oranıyla bu şarapların içilemez hale gelmesi heralde içenleri böyle bir sunuma itmiş. Hem uzun süre soğuk kalıyor, hem de güneşin altında şarap içiyorsunuz.

Şunuda eklemekte yarar var İspanyollarda şarapla sodayı karıştırıp tinto de verano’yu yaratmış bir millettir.

Amaç şarap içip keyif almaksa, gerisi teferruattır.

Zaten piyasada çok farklı blushlar yok ama Kayra’nın Leona Blush markanın diğer yetersiz şaraplarının arasından sıyrılarak rakip blushların önüne geçiyor.

Tercih Sebebi Şaraplarım

İçki / İçecek

Oturupta size şarap nasıl saklanır, kokusu, gövdesi, rengi, tadı, öncesi, sonrasını anlatmayacağım. Çünkü bende bilmiyorum. Hatta size şu yemekle şu şarap içilir tavsiyeside vermeyeceğim. Siz mümkün olduğu kadar şarap için; aradığınız şarap yok diye başka şarap içmemezlikte etmeyin. Şarap önemlidir.

Başka bir nokta ise güzel ülkemizde çok kaliteli şaraplar üretilirken niye gidipte orta halli Şili veya İtalyan şarabı alıyım. Fiyat/kalite karşılaştırmasında , iyi bir yabancı şaraba vericeğiniz parayla mükemmel bir Türk şarabı alırsınız. Tabikide yabancı şarapların kalitesi tartışılmaz ama ben ileri şarapçılık teknolojisiyle yeni tanışan Anadolu şaraplarını denemenizden yanayım.

Denemenizi tavsiye edebileceklerim şöylerdir;

Önemli notlar:

*İçtiğim ve denediklerimdir ve beğendiklerimdir. Aralarında herhangi bir sıralama yoktur. Fiyat kalite karşılaştırması değildir. Ödüllü olması bir diğerinden iyi olduğıunu göstermez. Ama yine ödüllü olması kendini kanıtlamış demekte olabilir. Ekstralarını yanlarındaki notlardan takip edebilirsiniz.

**Bu postu elimden geldiği kadar yenileyeceğim.

KIRMIZI

  • Corvus – Malbec 2006 ve 2007  BOZCAADA (bu topraklarda üretilen en iyi monosepaj malbec)
  • Buzbağ Rezerv – Öküzgözü/Boğazkere 2007 ELAZIĞ/DİYARBAKIR (Güzel geçen bir sene, Yukarı Güneydoğu Anadolu sıcağının üzümler üzerindeki etkisini ciddi anlamda hissettiğiniz bir şarap, diğer rakiplerinden bence tadı daha güzel)
  • Corvus – Corpus 2004 ten bu yana tümü (2007 rekoltesi ödüllüdür) BOZCAADA
  • Corvus – Blend No 1, No 2, No 3, No 4 BOZCAADA  (birbirinden kaliteli şaraplar)  NOT: Corvusun her bir blendi bir rekoltedir. 2011 sonbaharda çıkan No:4, No:3 kadar başarılıdır. Nadir bulunan 1 veya 2’den bulursanız kaçırmayın.
  • Turasan – Cabernet Sauvignon 2009  KAPADOKYA (Brüksel’de hatırı sayılır bir ödül aldı. İçimi çok kolay)
  • Nodus – Shiraz 2009 PAMUKKALE (Sadece 7 fıçı -2100 lt üretildi)
  • Çamlıbağ – Merlot/Kuntra 2008  BOZCAADA (Güzel bir masa şarabı. Çok pahalı değil)
  • Çamlıbağ – Kuntra Özel Rezerv 2007 BOZCAADA (Güzel bir masa şarabından bir tık daha iyi)
  • Sarafin – Merlot 2008 ECEABAT/SAROZ
  • Sarafin – Cabernet Sauvignon2009 ECEABAT/SAROZ
  • Urla Şarapçılık – Vourla 2009 URLA/İZMİR (bu rekoltesi seneye tadılması için recommend edildi. bir italyan menüsüyle çok güzel eşlik edecektir; şişeyi açtıktan sonra olgunlaşmasını belirgin bir şekilde kokusundan takip edebilirsiniz)
  • Vinkara Mahzen – Kalecik Karası 2009 KALECİK/ANKARA (kalecik karasından yapılmış en iddalı monosepaj)
  • Büyülübağ Vedat Milör Serisi –  Syrah/Tempranillo/Grenacher 2011 ÇEŞME/İZMİR (aromatik, gövdeli değişik bir kupaj denemek tavsiye ederim, bu markayı denemek isteyenlere klasikten sıyrılma şansı)

BEYAZ

  • Kayra – Vintage Collectible Series – Chardonnay 2008-2009 URLA (2008 rekoltesinden sadece 6500 adet üretildi. Bulursanız sakın kaçırmayın)
  • Nodus – Chardonnay 2009 PAMUKKALE (Fransa’da 1 altın olmak üzere, farklı ülkelerden alınmış 3 gümüş madalya sahibi)
  • Corvus – Bornova Misket 2010 ALİAĞA/İZMİR (Aromalı ve çok keyifli bir şarap, klasik Türk beyazlarından çok farklı)
  • Corvus – Blend Bianco 2010 ALİAĞA/İZMİR (Ada beyazı diye adlandırdıkları bir şarap, gerçekten açıklandığı gibi şarabın yoğun meyvemsi tadı içtikten sonra açığa çıkıyor)
  • Sarafin – Chardonnay 2009 ECEABAT/SAROZ
  • Sarafin – Fume Blanc 2010 ECEABAT/SAROZ
  • Çamlıbağ – Vasilaki 2009 BOZCAADA (her daim içilebilecek bir masa şarabı)
  • Suvla – Roussanne-Marsanne Gran Reserve 2011 KABATEPE/GELİBOLU (yoğun gövdeli, içimi kolay, muhteşem aromalara sahip ödüllü bir beyaz; bağcılıkta nadir bulunan üzümler ile üretiliyor)

 

ROZE

  • CHÂTEAU ROMASSAN ROSÉ COEUR DE GRAIN 2011 – FRANSA (Hiç buraya blush tipi roze yazacağım aklıma gelmezdi fakat o kadar güzel bir şarap ki, gerçekten ipeksi sıfatı tam uyuyor. Malesef Türkiyede satılmıyor. Yurtdışında görürseniz mutlaka alın)

Katalan Tipi Sangria & Tinto de Verano

İçki / İçecek

Emin olun 7 ay Barselonada kalmanın şarap kültürüne kattığı en önemli iki şey; iyi bir sangria ve Tinto de Verano.

Tinto de Verano çok çok kolay. Bir bardak kırmızı şarap içine akmina benzeri (Kızılay gibi mide delen cins olmayan) sodayı karıştırıp. İçine 3-4 adet büyük küp buz ve bir ince dilim limon atıyoruz. Ve büyük geniş şarap kadehinde servis ediyoruz.

Sangria ise biraz daha komplike. Ama sonuç yukardakinden bir tık daha iyi.

2 şise Kavaklıdere Dikmen tipi litrelik şarap alıp (şarap demeye bin sahit gerek) içine 10 cl yi geçmicek kadar rom, 10 cl yi geçmicek kadar portakal likoru veya triple sec 10 cl portakal suyu(kutu olur) 7 çk toz şeker ekleyip karıştırınız.

Daha yoğun aroma isterseniz 2 adet tarçın çubuğu, karanfil ve limon dilimleri atabilirsiniz.

Yok ben böyle istiyorum derseniz öyle ya da böyle şekerlerin fermantasyonu için  3-4 saat buzdolabına koyun.

***Bu sırada içine atıcağınız elma, armut, dilediğiniz turunçgil, şeftali veya dilediğiniz kırmızıgilleri küçük küpler halinde keserek hazırlayabilirisiniz.